Artık herkesin bildiği gibi, Almanya’da Hitler’in hayalini Anglo-Sakson kostümler ve yaşam tarzlarına bürüyerek sürdürme peşindeki bir parti, iddiasını ulusal ölçeğe taşıma doğrultusunda ilk denemesini gerçekleştirmenin eşiğinde.
Alman usulü faşizmin yeni müellifi Almanya için Alternatif (AfD) yüzde 43,8’le birinci bitirdiği Saksonya-Anhalt eyalet seçimini ilk eyalet hükümetinin başkanlığıyla taçlandırmak umudunda. Ne ilginç ki, faşizmin Almanya’daki ilk iktidar yürüyüşü de 1932’de bugünkü Saksonya-Anhalt eyaleti içinde yer alan Dessau’da Nasyonal Sosyalist Alfred Freyberg’in Almanya’nın ilk Nazi eyalet başbakanı seçilmesiyle başlamıştı.
Almanya’nın bu geçmişten ibret almış kesimleri, bugün Saksonya-Anhalt’ta AfD suretinde hortlayan Hitlerciliğin Almanya’ya ve dünyaya ettiklerini ve bunun acı derslerini bir kez daha ürpertiyle hatırlamaksızın edemiyor: “Faşizmin iktidara gelişi mutlaka bir darbeyi ön gerektirmez. Bu, pekâlâ parlamenter meşruiyet kapsamında ve muhafazakâr kesimlerle oluşturulan geçişkenlikler dolayımıyla da gerçekleşebilir.”
1. Dünya Savaşı’nın harabeleri ortasında yeniden ayağa kalkmaya çabalayan Batı Almanya statükosu, faşizmin, muhafazakâr siyasal dolayımlar edinememesinin, “bir daha asla” tekerrür edememesinin güvencesini Nazi ideolojisini yasaklamak ve ultra-milliyetçi partileri dışlamakta aradı. Hristiyan Demokratlar (CDU/CSU), Sosyal Demokratlar (SPD) ve Hür Demokratlar (FDP) gibi Federal Cumhuriyet partileri ultra milliyetçi, aşırı sağcı partilerle koalisyon kurmama konusunda yazılı olmayan bir demokratik uzlaşma oluşturdular.
İki Almanya’nın birleşmesi ve AfD’nin bu yeni iklimde Hitlerci imalar, referanslar ve sembolizmlerle zuhuru, 2014’te ilk kez Saksonya Eyalet Meclisi’ne girmesi ve FDP’li Thomas Kemmerich’in AfD oylarıyla Thüringen başbakanı seçilmesi sonrasında, CDU/CSU eski mutabakatı yazılı hale getirdi: “AfD’nin oylarıyla çoğunluk kurmamak, AfD ile koalisyon yapmamak, onun desteğine dayanarak hükümet kurmamak” temelindeki açık yasak “yangın duvarı” (brandmauer) tabiriyle kurumlaştı.
Tarihin cilvesi işte, Alman müesses nizamının, faşizmin yeniden doğmasının toplumsal-iktisadi nedenlerini kendisi durmaksızın yeniden üretse de onun siyasi tezahürlerinin önünü kesmeye yönelik bu formel siyasal engelini “demokrasi” adına yıkma “gururu” bir sözüm ona “sol-muhafazakâr” partiye nasip oldu: 2023 seçimlerinde uğradığı sarsıcı seçim yenilgisinin ardından Sol Parti’yi “kimlik siyaseti” izlemekle suçlayarak ayrılan ekibin, solun tarihinde görülmemiş bir “yaratıcılık” gösterisiyle, liderleri adına kurduğu “Sahra Wagenknecht İttifakı”, AfD’nin yasağını kaldırdı.
Saksonya-Anhalt seçimlerinden yüzde 5,3 oyla ve 5 milletvekiliyle çıkan BSW AfD ile koalisyonu güya savunmuyor ama “yangın duvarı”nı reddediyor. Başbakanlık seçiminde “çekimser oy” kullanacağını söylüyor. Böylece, 39 milletvekili olan AfD’ye karşı oy kullanacak diğer partilerin toplam 39 milletvekilinden herhangi birinin üçüncü turda oylamaya katılamaması veya çekimser oy kullanması sonucunda AfD adayı Siegmund’un II. Dünya Savaşı sonrası ilk faşist eyalet başbakanı seçilmesinin önünü tamamen “meşru” ve “yasal” biçimde açıyor. Read More >>

