Translate

Yalçın Küçük ve Siyasal Bukalemunluk

Bir "Her Dönemin" Figürü: Yalçın Küçük ve Siyasal Bukalemunluk

Türkiye’nin siyasi hafızasında, yazdığı kalın ciltli kitaplar ve girdiği polemiklerle kendine yer açan Yalçın Küçük, yakından incelendiğinde bir doktrin adamından ziyade, her dönemin çatlaklarından sızmayı başaran bir "siyasal figüran" tablosu çizmektedir. Kendisini "sosyalist" olarak tanımlamasına rağmen, pratiği ve savunduğu tezler bu kavramın evrensel değerleriyle taban tabana zıtlık göstermektedir.

1. Sosyalizmle Olmayan İlliyet Bağı
Sosyalizm, sınıf mücadelesine ve ezilenlerin birliğine dayanır. Oysa Yalçın Küçük’ün kariyeri; seçkincilik, komploculuk ve devlet merkezli bir bakış açısı üzerine kuruludur. Onun "sosyalizm" anlayışı, toplumsal bir dönüşümden ziyade, kendi kurguladığı "aydın aristokrasisinin" devlet içindeki yerini sağlama alma çabasıdır. Sınıf analizinin yerini "Sabataycılık" gibi spekülatif ve bilim dışı iddialara bırakması, onun emekten yana bir düşünür değil, bir "soybilim avcısı" olduğunun kanıtıdır.

2. İdeolojik Zikzaklar ve Pragmatizm
Yalçın Küçük’ün en belirgin özelliği, savunduğu fikirlerin zamanla değil, konjonktürle değişmesidir: Bir dönem Kürt hareketinin en yakın "akıl hocası" rolüne soyunurken, rüzgar tersine döndüğünde en katı "ulusalcı" ve "devletçi" saflara savrulabilmiştir. Bu keskin dönüşler, bir fikir insanının düşünsel evrimi değil; tamamen "her dönemin adamı" olma ve her şartta manşetlerde kalma arzusunun bir sonucudur.

3. Bilimsel Ciddiyetten Uzak "Kült" Anlayışı
Küçük, akademik ünvanını ve entelektüel birikimini ciddiyetten uzak bir "kehanet" diliyle birleştirmiştir. Tarihi olayları kanıtlarla değil, isim analizleri ve zorlama bağlantılarla açıklama yöntemi, aslında gerçek toplumsal sorunların üzerini örten bir sis perdesi işlevi görmüştür. Bu durum, onun ciddi bir sosyalist teorisyen olmaktan ziyade, sansasyonel bir anlatıcı olduğunu göstermektedir.

4. Entelektüel Bir İllüzyon
Yalçın Küçük ne bir sosyalist, ne bir stratejist, ne de tutarlı bir aydındır. O, #Türkiye’nin her kriz anında yeni bir maskeyle ortaya çıkan, gücün ve ilginin merkezine yaklaşmak için her türlü ideolojik esnekliği gösteren bir figürdür. Gerçek sosyalizm ile olan bağı, ancak bir kavramın içini boşaltmak ve onu kendi kişisel hırslarına alet etmek kadardır.

5. Aydınlıkçılar ve #DoğuPerinçek ile "Al gülüm, Ver gülüm" Dönemi
Yalçın Küçük’ün siyasi geçmişindeki en büyük tutarsızlık duraklarından biri, bugün "Aydınlıkçılar" olarak bilinen çevre ve lideri Doğu Perinçek ile kurduğu simbiyotik ilişkidir. Bu ikili, Türk siyasetinde "ulusalcılık" maskesi altında devletin en sert kanatlarıyla eklemlenme konusunda adeta bir yarış içine girmişlerdir. Düşman Kardeşlerin İttifakı: Birbirlerini en ağır şekilde suçladıkları dönemlerin ardından, ortak bir "güç odağı" bulduklarında (özellikle 2000'lerin sonundaki Ergenekon süreci ve sonrası) hızla yan yana gelmişlerdir. Bu durum, ilkesel bir birliktelikten ziyade, "ayakta kalma" refleksidir.
#Aydınlık Vitrinindeki "Sosyalist" Dekor: Yalçın Küçük, Aydınlık gazetesinde ve televizyonlarında boy göstererek, bu çevrenin otoriter ve devletçi politikalarına "sol" bir meşruiyet kazandırma görevini üstlenmiştir. Sosyalizmi, işçi sınıfının iktidarı yerine "milli güçlerin birliği" potasında eriterek yok etmiştir. İstihbarat ve Siyaset Arasındaki Gri Alan: Tıpkı Perinçek gibi, Küçük de siyaseti kitlelerle değil; dosyalar, şifreli isimler ve karanlık bağlantılar üzerinden okumayı tercih etmiştir. Bu "Aydınlıkçı" gelenek, solu kitleselleştirmek yerine, onu devlet koridorlarında birer "danışmanlık" veya "operasyonel aparat" seviyesine indirgemiştir.

6. "Teori" Adına Karakter Suikastçılığı
Doğu Perinçek ve Yalçın Küçük ekolü, kendilerinden olmayan her sol figürü "ajan", "hain" veya "Sabataycı" ilan ederek tasfiye etme kültürünü Türkiye soluna enjekte etmiştir. Sosyalizmin dayanışma kültürünü yıkan bu "teşhir ve ihbar" mekanizması, Küçük’ün entelektüel karakterinin en karanlık yanıdır. Özetleyecek olursak , Yalçın Küçük’ü Perinçek’ten ve Aydınlık geleneğinden bağımsız düşünmek imkansızdır. Her ikisi de sosyalizmi bir amaç olarak değil, devletin içindeki çeşitli kliklere eklemlenmek için kullanılan kullanışlı bir geçiş bileti olarak görmüştür. Küçük, bu halkanın içindeki en "estetik" ama en tutarsız halkadır.

anonim

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder