Translate

23 Kasım 2025 Pazar

Birkaç adımda evcil hayvanlara ilkyardım

İnsanların olduğu kadar hayvanların da hayatını kurtarmak için önemli bir müdahale şekli ilkyardım. Kedinizi böcek sokarsa, sıcak çarparsa, köpeğiniz zehirlenir veya yaralanırsa ilk müdahaleyi nasıl yapacağınızı biliyor musunuz? Veteriner hekimler Haluk Çepoğlu ve Volkan Alaşlı evcil hayvanlarımıza nasıl ilkyardım yapacağımızı anlattı.

Acil müdahale çantası olsun

* Patili dostlarımız Ilkyardım gerektiren durumlarla tek başlarına mücadele edemez. Bu nedenle onlar için evde acil müdahale çantasının olmasında fayda var. Çantada da termometre, steril gazlı bez, sargı bezi, steril yara bandı ve steril eldiven, havlu, el feneri, yapışkanlı rulo bant, enjektör, antiseptik solüsyon, yakalık, göz yıkama solüsyonu, turnike, havlu ve tırnak makası bulunmalı.

* İlkyardım sırasında temel kural sakin ve soğukkanlı olmak. Diğer husus, müdahale edeceğimiz hayvanlardan gerektiğinde korunmak. Hasta veya yaralı hayvana dikkatli ve yavaş yaklaşın. O sizin aslında agresif olmayan sevimli hayvanınız bile olsa acıdan veya korkudan saldırabilir. Isırılmak yapılacak olan ilkyardımı da engeller.

Böcek sokarsa...
* En sık karşılaşılan arı sokması. En önemli belirti ani bir çığlık ve sağa sola koşturma.
Isırılan bölgede kısa sürede bir şişkinlik olur, kaşıntı ve kızarıklık da gözlenebilir. Bir pamuğa biraz amonyak damlatıp ısırılan bölgeye uygulanırsa şişkinlik kısa sürede azalır. Ardından soğuk kompres uygulayın. Vakit kaybetmeden de veteriner hekime gidin. En önemlisi boğaz ve burun bölgesindeki arı sokmalarıdır. Bu bölgede oluşacak şişlik solunuma engel olabileceğinden çok hızlı müdahale gerekir.

Soğukta kalırsa...
* Ani ısı değişimleri şoka neden olabilir. Ilık bir ortama alıp vücut ısısının yavaş yavaş artmasını sağlayın. Masaj yapmak da faydalıdır.

Topallıyorsa...
* Kırık, çıkık, topallama durumunda mutlaka hareketini kısıtlayın. Veteriner hekime gidene kadar bölgeye aralıklı olarak buz kompresi uygulayın. Omurga kırıklarında asla hareket ettirilmemeli, özellikle baş ve boyun bölgesi sabit olmalı.

Şoka girerse...
* Şiddetli travma, kanama veya ani kan kaybı, kalp yetmezliği, dolaşımın azalması gibi nedenlerle şoka girebilir. Kan basıncında yaşamı tehdit eden bir düşüş, şokun tehlikeli bir parçasıdır. Bu gibi durumlarda patili dostumuzda bilinç kaybı yaşanabilir. Solunum yolunun açık olup olmadığını kontrol edip sağa ya da sola yatırın ve dilini dışarıya çıkarın. Bu esnada patili dostumuzun sizi ısırma olasılığını da unutmayın.

Gözünden yaralanırsa...
* Tırnak travmaları, yabancı cisim kaçma gibi durumlarda gözünü kaşımak ister. Mutlaka bir yakalık takmak gerekir. Bu sebeple her patili dostumuzun evinde bir yakalık bulunması önemlidir.

Suni solunum yapabilirsiniz:

Boğulursa...
* Ağzına bakın. Bir nesne görürseniz, pens veya cımbızla nazikçe çıkarmaya çalışın, ancak daha fazla itmemeye dikkat edin. Ulaşılması kolay değilse zaman harcamayın, veterinere götürün.

Sıcak çarparsa...
* Sıcak günlerde evcil hayvanınızı asla arabada bırakmayın. Bir arabanın içindeki sıcaklık, daha ılık günlerde bile çok hızlı şekilde tehlikeli seviyelere yükselebilir. Evcil Hayvanlar çok kolay sıcak çarpmasına yenik düşebilir. Hemen bir veterinere götüremiyorsanız onu doğrudan güneş ışığı almayan bir yere taşıyın. Boynuna ve başına ıslak bir havlu koyun.
Karın bölgesi ve arka bacaklarının arasını suyla yıkayın. Vücut ısısını emdiği için suyu tüylerinden sıyırıp uzaklaştırın.

Nefes almıyorsa...
* Evcil hayvanınızın bilincinin kapalı olup olmadığını kontrol edin. Dilini nazikçe çekerek hava yolunu açın. Bir cisim olup olmadığını görmek için hayvanın boğazını kontrol edin. Ağzını kapatarak (elinizle tutun) ve göğsünün genişlediğini görene kadar ağzınızla doğrudan burnuna nefes vererek suni solunum yapın. Göğüs genişlediğinde, her 4 veya 5 saniyede bir suni solunuma devam edin.

Kalp atışı yoksa...
* Suni solunuma başlayana kadar göğüs kompresyonlarına başlamayın. Evcil hayvanınızı sert bir yüzey üzerinde sağ tarafına yavaşça yatırın. Kalp, göğsün alt yarısında, sol tarafta, sol ön bacağın dirseğinin hemen arkasındadır. Destek için bir elinizi evcil hayvanın göğsünün altına ve diğer elinizi kalbin üzerine koyun.
* Orta boy köpekler için kalbe hafifçe bastırın; daha büyük hayvanlar için daha sert, küçük hayvanlar için daha az kuvvet kullanın. * Kediler ve diğer küçük evcil hayvanlara masaj yapmak için yan yatırın, başparmağınız göğsün (size göre) sol tarafında ve diğer dört parmak sağda olacak şekilde elinizi hayvana sarın. Avcunuzda sıkıştırarak başparmak ve parmaklarla göğse baskı yapın. Büyük hayvanlar için dakikada 80-120 kez, küçükler için dakikada 100-150 kez bastırın.
* Suni solunumu ve kalp masajını aynı anda yapmayın. En az iki kişi olmalı. Böylece bir kişi 4-5 saniye göğüs kompresyonu gerçekleştirir ve diğer kişi suni solunum verir.
* Bir kalp atışı duyana ve evcil hayvanınız düzenli olarak nefes alıp verene kadar veya veteriner kliniğine ulaşıp reanimasyon girişimlerini devralana kadar masaja devam edin.

Pınar TAHİRLER / ptahirler@hurriyet.com.tr



4 Kasım 2025 Salı

Anti Dühring


Engels'in ölümsüz yapıtı olmasaydı, bugün Dühring adını dünyada kaç kişi bilecekti acaba?

Çürütülmüş teorik temeli ve yapıtlarıyla birlikte, Alman sosyalist hareketin bir döneminin bu "yıldızı parlak" kişiliği; şimdi Marksizm karşısında aldığı tarihsel yenilgi ile belleklerimizde yaşıyor.

Anti-Dühring'in önemini anlayabilmek için, yazıldığı siyasal koşulları iyi bilmek gerekiyor.

Bilindiği gibi, Almanya'da devrimci hareketin başlangıç noktası 1848 Devrimidir. Mutlakiyet rejimine son vermek için ayağa kalkan kitleler, burjuvazinin ihaneti ile yenilmişlerdi. Ve artık bundan böyle işçilere karşı varolan cephenin bir kutbunda salt feodalite değil; işçi sınıfına karşı her türden gericilikle birleşmiş olan burjuvazi de açıkça yerini almıştı.

1848 Devriminde işçiler; tıpkı aynı yılın Haziran'ında barikatlarda yiğitçe çarpışıp yenilen Fransız sınıf kardeşleri gibi coşku, kendiliğindencilik ve teorik perspektif yoksunluğu ile yerlerini almışlardı. Kaderleri de, bu yüzden aynı oldu. Komünist Manifesto'nun henüz yeni yayınlanmış olması (Şubat 1848) ve Komünistler Birliği'nin henüz bir kesim üzerinde etkili olması; devrimde proletaryanın kendi bağımsız bayrağını yükseltmesini engellemişti. Alman proletaryasının, henüz, gerçek bir sanayi proletaryası olarak gelişmemişliği, köylü-esnaf konumu da, bu sonuçta önemli bir yer tutuyordu.

1850-1870 yılları arası, Almanya'nın tarımsal bir ülkeden, dünyanın en gelişmiş sanayi ülkelerinden biri durumuna dönüştüğü yıllardır. Bu sınai gelişme, bağrında her türlü baskı ve zorbalığı geliştirerek gerçekleşmiştir. Toplumda proleterleşme süreci yoğunlaşırken; işgünü uzar, ücretler düşer, kadın ve çocuk emeğinin sömürülmesi korkunç boyutlara varır. Buna karşılık sendikalar ve her türden mesleki örgütlenme yasaktır. Prusya mutlakiyetçiliği, 1852 yargılamaları ile Almanya'da komünist örgütlenmeye etkisini yıllarca sürdürecek bir darbe vurmuştur.

23 Mayıs 1863'te Leipzig'de toplanan Alman Emekçileri Genel Birliği, Alman işçi hareketinde bir dönüm noktasıdır. Lassalle önderliğinde kurulan bu parti, sınıfın önüne iki temel hedef koyuyordu: Birincisi tek dereceli ve gizli oyla seçilmiş bir parlamentonun kurulması (ki bu talep, burjuva demokrasisinin sınırlarından taşmayan bir taleptir); ikinci olarak devlet yardımı ile üretim kooperatiflerinin örgütlenmesiydi. Bu talep, açıkça, devleti sınıflar üstü gören oportünist bir görüşü yansıtıyordu. Ayrıca, Parti'de kendisini olağanüstü yetkilerle donatmış olan Lassalle, sınıfın sorunlarını, kendisinin Bismarck ile görüşerek çözeceğini söylüyor, sınıfı kendi örgütlediği yönetici komitenin emrindeki bir sürü gibi düşünüyordu.

Doğaldır ki, işçiler bu partiye sıcak bakmadılar ve Parti süreç içinde büyük üye kaybına uğradı. İşçiler, Lassalle'cı partide değil, kendi oluşturdukları sendika ve derneklerde örgütlendiler.

İşçilerin iteklemesi ve sürece müdahale gereksiniminin artması ile Bebel ve Liebknecht gibi önderler 7-8 Ağustos 1869'da gerçekleştirilen Eisenach Kongresi ile gerçek bir işçi sınıfı partisi yolunda ilk adımı attılar. Lassalle'cı etkilenmelerine karşın, parti programı, Enternasyonal Tüzüğü'nden esinlenerek hazırlanmıştı ve Marx'la Engels bu partinin kuruluşunu olumladılar.

Gitgide gerileyen Lassalle'cı akım, yok oluşunu önleyebilmek için Parti'ye birlik çağrısı yaptılar ve bu temelde 1875 Mayıs'ında Gotha Kongresi toplandı.

Kongre, umulanın aksine, kabul ettiği teorik platformuyla Lassalle'cı görüşün egemenlik kazandığı bir organa dönüştü. Pratiğin cesur savaşçıları ve önderleri, teorik gerilikleri ile Lassalle'cı oportünizme teslim oldular.

Komünistlerin teorik geriliği, her zaman için oportünistlerin eline güçlü bir silah vermiştir. Bu kez de öyle olmuştu. Marx ve Engels, Gotha Programını şiddetle eleştirirler.  Paris Komünü'nün dersleri ışığında proletarya diktatörlüğü ve kapitalizmden komünizme geçiş konularındaki düşüncelerini sistemli bir şekilde ortaya koyarlar.

Teorik ve felsefi yetkinliğin önemi, hemen ardından bir kez daha bütün çıplaklığı ile kendini ortaya koyar. 1876 sonrasında ortaya Eugen Dühring çıkar. Bebel, Liebknecht dahil, birçok önemli önderi peşine takabilecek "yepyeni" ve "bilimsel" (!) teorileri ile sahnede yerini alır.

Bay Dühring, 1865'ten beri Berlin Üniversitesi'nde Privat-Dozent'tir. (Alman Üniversitelerinde kürsü sahibi olmayan öğretim görevlilerine verilen ad.) Başlangıçta burjuva pozitivist formasyonda ve Bismarck'la içli dışlı olan Dühring, beklentileri ve profesör olma umudu gerçekleşmeyince, birden düzenden kopar (!) ve sosyalist olduğunu açıklar. Paris Komünü'ne sahip çıkar. Derslerinde devrimci şairlerin şiirlerini okumaya başlar. Coşkulu ve karizmatik yapısı, kısa zamanda genç aydın çevrelerde olduğu gibi, sosyalist işçi çevrelerinde de etkisini gösterir. "En köktenci bilim adına konuşan" bu "devrimci radikal" kişilik, döneminin önderleri üzerinde hızlı bir çekim merkezi oluşturur. Hegel diyalektiğinin eleştirisi ile başlayan ve ustaca gizlenen oportünist görüşleri, Marx'a sahip çıkar gibi görünür. Marksizmi revize eden ve çarpıtan bir dizi görüşlerin peşpeşe sıralanmasıyla sürer. Dönemin en ünlü işçi sınıfı önderleri olan Bernstein, Most, Fritsche, Bebel ve Liebknecht, onun yapıtlarını "Marx'ın Kapital'inden sonra, yaşadığımız çağın iktisat alanında ürettiği en iyi şeyler arasında" sayarlar. Liebknecht'in yönettiği Parti'nin resm” yayın organı Volksstaat'ın sayfaları, onun gerici ve idealist sosyalizm anlayışının propaganda aygıtına dönüşür.

Marx ve Engels'in uyarılarına rağmen, Parti önderliği, onun görüşlerinin anti-diyalektik ve oportünist özünü kavrayamazlar. "Sol saflarda" bir Dühring hayranlığı bünyeyi sarmalamaktadır.

Dühring'in 1875'e kadar Marx'a sahip çıkar havasında tezgahladığı oportünist görüşleri, 2 Mart 1875'te Volksstaat'ta yayınlanan, Ekonomi Politik ve Sosyalizmin Eleştirel Tarihi adlı yapıtından, Paris Komünü ile ilgili olan kısmında çarpıtarak açıkça Marx'a saldırması ile yeni bir aşamaya girdi. Başta Liebknecht, Marksizme bağlı kesimler, artık yavaş yavaş Engels'in eleştirilerinin haklılığını kavramaya başlamışlar; Dühring'in defterini dürmesi için Engels'e sık sık yazar olmuşlardı.

1876 başında, Dühring'in zararlı etkilerini anlatan birçok mektup Engels'in eline geçince, Engels, sonunda bu "ekşi elma"yı ısırmaya karar verdi. Anti-Dühring'in yazılması iki yıldan fazla bir zaman aldı. Yapıt 1878 Ocak'ından Temmuz'una değin parti yayınında bölüm bölüm yayınlandı. Daha yayınlanmaya başlar başlamaz Dühring'in prestiji sarsılmaya başlamıştı. Böylece, teorinin ve sağlam bir teorik temelin önemi bir kez daha ortaya çıkıyor: Anti-Dühring, partiyi üstün bir teorik bağla yeniden doğru rotasına yöneltiyor, kadroları birbirine bağlıyordu.

Dühring, Carey'i övmek için "Carey, Ekonomi Politik ve Toplumsal Bilimleri Altüst Ediyor" adlı bir yazı kaleme almıştı. Engels, hem buna nazire olsun diye, hem de Dühring'le inceden alay etmek için yapıtına: Bay Eugen Dühring Bilimi Altüst Ediyor adını veriyordu. Ancak bu kez "altüst" etmek "canına okumak" anlamında bir olumsuzlamadır.

Dühring'in metafizik özünü açığa çıkaran bu yapıt, aynı zamanda bilimsel sosyalizmin ilk kapsamlı derlemesi niteliğindedir. Bu yüzden Dühring'e verilen yanıtların çok üzerinde bir teorik ve felsefi niteliğe sahiptir. Lenin, Anti-Dühring'in "felsefe, doğa ve toplum bilimleri alanındaki çok önemli sorunları çözümlediği"ni yazarken, bu noktaya parmak basmaktadır.

Marx, yapıtı konusunda Engels'e elinden gelen yardımı yapar. "Ekonomi Politik" başlıklı ikinci kısmın yazımı esas olarak Marx'ın kaleminden çıkmıştır.

Almanya'nın o günkü teorik ve felsefi düzey düşüklüğünde, Engels'in yapıtına birinci bölüm olarak "Felsefe"yi seçmiş olması ilginç ve düşündürücüdür. Bunu bilerek yapmıştır ve okuyucusunu en zor alandan kavrayarak kendi düzeyine yükseltmek ister. Evren, doğa, düşünce, bilinç ve sınıflar mücadelesi alanlarına materyalist bir ayna tutarak bir yandan felsefenin idealist kabuğunu kırar, onu, diyalektik materyalizmin bir bileşeni olan kendi olması gereken yerine oturtur; diğer yandan da mekanik materyalizmin ve pozitivizmin idealist özünü ortaya çıkarır ve yargılar. Toplumsal gelişme ile düşünsel gelişmenin diyalektik bağını çürütülemez bir şekilde ortaya serer. Dühring ve yandaşlarının kibirli teorileri, Engels'in açık ve anlaşılır anlatım tarzı ile tuzla buz olur.

Evren Şeması, Doğa Felsefesi / Uzay ve Zaman, Organik Dünya, Ahlak ve Hukuk / Ölümsüz Doğruluklar, Ahlak ve Hukuk / Eşitlik, Ahlak ve Hukuk / Özgürlük ve Zorunluluk, Diyalektik / Nicelik ve Nitelik, Diyalektik / Yadsımanın Yadsınması başlıklı "Felsefe" konulu birinci bölümde materyalist felsefenin mükemmel bir anlatımı vardır. Özellikle "Özgürlük ve Zorunluluk" üzerine ortaya koydukları ile bugün de her türden liberal özgürlük anlayışlarının karşısında önemli bir barikat durumundadır.

İkinci kısım, "Ekonomi Politik" başlığını taşır. Konu ve Yöntem, Zor Teorisi I, Zor Teorisi II, Zor Teorisi III, Değer Teorisi, Yalın Emek ve Bileşik Emek, Sermaye ve Artı-Değer I, Sermaye ve Artı-Değer II, Doğal İktisat Yasaları / Toprak Rantı, Eleştirel Tarih Üzerine bölümlerinden oluşur. Kapital'in temel ekseninde Dühring'le tartışan Engels; bir bütün olarak insanlığın sınıf mücadelelerinin tarihine de ışık tutar. Burjuva demokratik devrimlerinin gelişimi, mülkiyet ve paylaşım ilişkilerine değinerek toplumun zorunlu dönüşüm yasalarını işler. Dühring ve Dühringvari küçük burjuva teorisyenlerin aslında kapitalizmin özüne değil, "kötü yönlerine" düşman olduklarını belgeleriyle ortaya koyar.

Üçüncü kısım olan "Sosyalizm"de Tarihsel Bilgiler, Teorik Bilgiler, Üretim, Bölüşüm, Devlet-Aile-Eğitim bölümleri vardır. Bu bölümlerde Komünist Manifesto ve Komünizmin İlkeleri ile başlayan teorik önermelerin, 1848-1850 devrimleri ve 1871 Paris Komünü ışığında daha da derinleştirilmiş bir derlemesini görüyoruz. Bu bölümde de yine Dühring'in "karşı olduğu" kapitalizmi nasıl kutsadığını görürüz.

Son bölüm olan "Anti-Dühring İçin Elyazmaları" kısmı ise, Dühring'in çeşitli yapıtlarından alıntılar ve bu konularda Engels'in tuttuğu notlardan oluşur. Ciddi bir araştırma çalışması için örnek bir kısımdır.

Anti-Dühring günümüzde iki açıdan önemini koruyor: Birinci olarak, sosyalizmin tarihi boyunca yazılmış ilk ve günümüzde de önemini koruyan en yetkin felsefi ve teorik yapıtlardan biri olması ile.

İkinci olarak da Dühring örneğinde gördüğümüz gibi, sağlam bir Marksist birikimin olmadığı koşullarda, oportünizmin kaçınılmaz gelişiminin engellenemeyeceği; salt yürekli ve inançlı olmanın doğru bir siyasal hatta yeralmaya yetmeyeceği gerçeği ile.

Ülkemiz tarihinin Dühringleri az mı sizce?

Özgürlük Dünyası, Nisan 1996, No: 54.

Anti Dühring.pdf

30 Ekim 2025 Perşembe

Nasıl birlikte yaşayacağız?


Cumhuriyet, "Nasıl birlikte yaşarız?" sorusuna verilmiş dünya-tarihsel cevaplardan biridir. İlan edilişinden 102 yıl sonra, hâlâ aynı soruyu soruyoruz: "Nasıl birlikte yaşayacağız?"

Cumhuriyete neden ihtiyaç duyduğumuzu anlamadan bugünü kavrayamayız. Birçok sorunun cevabı bu sualin içinde gizli. Osmanlı İmparatorluğu’nun "utangaç" modernleşmesi Cumhuriyetle belli ölçüde "radikal" bir hal aldı. Fakat modernleşme farklı biçimler almasına rağmen Cumhuriyet ile demokrasi arasında derin bir gerilim süregeldi. 1946'da çok partili hayata geçildi ama gerçek demokrasiye geçilemedi.

Cumhuriyetin bu topraklardaki yolculuğu, modernleşme çabasıyla şekillendi. 102 yıl sonra artık şunu çok daha net görüyoruz: Bu toprakların kendi gerçeğini ve dinamiklerini görmezden gelemeyiz. Canımızı acıtan, yüreğimizi yakan nice tecrübeler yaşadık. İçinde yer alan tarihsel ilişkiler, hukuku, düzeni onarmamız gerekiyor.

Tarih ve sosyoloji perspektifinden bakıldığında Türkiye hem Doğu hem de Batı'dır. Hem geleneksel hem de moderndir. Onu eşsiz kılan da tam olarak bu. Belki de artık bu gerilimleri büyütmeden aşmanın, diyalog kurmanın zamanı geldi de geçiyor bile. Yunus Emre'yle Goethe'yi, Ahmedi Xani'yle Nazım Hikmet'i birlikte okumaktan, farklı dünyalar arası temaslar ve kucaklaşmalardan bahsediyorum. (Tuncay Bakırhan - t24)  Makalenin Tamamı>>

      


Yukarı